Kayseri’nin soğuk akşamları ve çayla başlayan hikâye
Infs ziyaretçileri için hazırladığımız bu makalede “En faydalı çay hangisi” konusunu sade bir dille anlatıyoruz.
Kayseri’de kışın akşamları başka bir sessizlik olur. Sanki şehir, kar yağmasa bile üşür. Ben 25 yaşındayım ve bu şehirde, rüzgârın apartman aralarından geçerken çıkardığı o ince ıslık sesini ezbere biliyorum artık. Günlerim çoğu zaman aynı: işe gidiyorum, dönüyorum, bazen dışarıda kısa yürüyüşler yapıyorum ve eve geldiğimde ilk yaptığım şey çay koymak oluyor.
O gün de öyle bir gündü. İçimde açıklayamadığım bir sıkışma vardı. Ne tam bir yorgunluk ne de net bir mutsuzluk… Sanki bir şey eksilmiş gibi ama ne olduğunu bulamıyordum. Mutfağa girdim, kettle’ı çalıştırdım ve dolabın kapısını açtım. İçinde onlarca çay vardı: ıhlamur, yeşil çay, adaçayı, papatya… O an kendime basit ama garip bir soru sordum:
“En faydalı çay hangisi?”
Bu soru, o gün benim için sadece bir merak değil, içimdeki boşluğu dolduracak bir şey arayışına dönüşecekti.
Günlük defterime düşen ilk cümleler
O akşam masaya oturdum. Defterimi açtım. Yıllardır yazıyorum; bazen düzenli, bazen aylarca dokunmadan. Kalem elimdeydi ama aklımda tek şey vardı: çay.
“Bugün hangi çayın daha faydalı olduğunu anlamaya çalışıyorum,” diye yazdım.
Sonra durdum. Gerçekten neyi arıyordum? Sağlık mı, huzur mu, yoksa sadece kendimi iyi hissetmek için bir bahaneyi mi?
İlk denemem yeşil çay oldu. İnternette hep “en faydalı çaylardan biri” diye geçiyordu. Antioksidanlar, metabolizma, kalp sağlığı… Kelimeler güzel, ama benim içimdeki boşluğu doldurmuyordu. Yudumladıkça hafif bir burukluk hissettim. Sanki bedenim kabul ediyor ama ruhum uzak duruyordu.
Deftere ikinci cümleyi yazdım:
“Bazen fayda dediğimiz şey, hissettirmiyor.”
En faydalı çay hangisi? sorusunun peşine düşüş
O gece kendimi küçük bir araştırmanın içinde buldum. Sanki bir sınava hazırlanır gibi çayları karşılaştırdım. Ihlamur sakinleştirir, papatya uyku getirir, adaçayı boğazı rahatlatır, yeşil çay metabolizmayı hızlandırır…
Ama liste uzadıkça kafam daha da karıştı.
Bir noktada şunu fark ettim: “en faydalı çay hangisi?” sorusu aslında yanlış bir soru olabilirdi. Çünkü herkesin ihtiyacı farklıydı. Ben o an neye ihtiyaç duyduğumu bile bilmiyordum.
Telefonum çaldı. Annem aradı. Sesinde yorgun bir sıcaklık vardı. “İçini ısıtacak bir şey iç,” dedi sadece. Sanki içimdeki karmaşayı görmüş gibi.
O cümle, çaydan daha çok etkiledi beni.
Hastane koridorunda geçen gece
Birkaç gün sonra hayatın yönü değişti. Yakınımızdan biri hastaneye kaldırıldı. O geceyi hiç unutamıyorum. Kayseri’nin soğuğu dışarıda, hastane koridorlarının yapay sıcaklığı içerideydi ama hiçbir şey içimi ısıtmıyordu.
Elimde plastik bardakta çay vardı. Biri getirmişti, hatırlamıyorum kim. Ihlamurdu sanırım. Buharı yüzüme vuruyordu ama ben sadece duvara bakıyordum.
İşte o an, “en faydalı çay hangisi?” sorusu tekrar geldi aklıma. Ama bu kez daha farklıydı. Artık mesele sağlık listeleri değildi. Mesele ayakta kalmaktı.
Koridorun sonunda bir hemşire sessizce yürüyordu. Onun elindeki çay bile bana daha anlamlı görünüyordu. Çünkü o çay, sadece bir içecek değil, bir dayanma biçimiydi.
Ihlamur kokusu
O gece ıhlamur kokusu her yere sinmişti. İnsanların ellerinde, plastik bardaklarda, termoslarda… Ihlamur, sanki hastanenin görünmez diliydi.
Bir yudum aldım. Boğazımdan aşağıya inerken hafif bir sıcaklık bıraktı. Ama içimdeki ağırlığı kaldırmadı. Yine de garip bir şekilde yalnız hissettirmedi.
O an anladım ki bazı çaylar iyileştirmiyor, sadece yanında duruyor.
Yeşil çayın burukluğu
Ertesi gün kantinde yeşil çay içtim. Bir köşede tek başıma oturuyordum. İnsanlar geliyor gidiyordu. Herkes bir yere yetişiyordu, bir şeylerle uğraşıyordu.
Yeşil çay elimdeydi ama tadı o kadar belirgindi ki… Sanki bana “daha iyi olmalısın” diyordu. Bu baskı hoşuma gitmedi.
Defterime yazdım:
“Fayda bazen baskıya dönüşüyor.”
O cümle beni düşündürdü. Belki de en faydalı olan şey, en sağlıklı olan değil; en az yoran şeydi.
Adaçayıyla gelen sessizlik
Akşam eve döndüğümde adaçayı demledim. Kokusu evi doldurdu. Kayseri’nin soğuk rüzgârı camlardan sızarken, içeride başka bir dünya oluştu.
Adaçayı içtikçe sessizleştim. Düşüncelerim yavaşladı. İçimdeki o düğüm biraz gevşedi. Ama yine de cevap gelmedi.
“En faydalı çay hangisi?” sorusu hâlâ oradaydı.
Ama artık bu soruyu daha yumuşak soruyordum.
Anneannemin mutfağı
İlgili Makale: Emeklilere otobüs bileti yüzde kaç indirim yapılabilir ?
Bir gün anneanneme gittim. Eski bir ev, ahşap dolaplar, soba kenarında kurutulmuş bitkiler… O mutfak bana her zaman güven verir.
Bana hiç soru sormadı. Sadece çay koydu.
“Sen çok düşünüyorsun,” dedi.
Gülümsedim ama cevap vermedim.
Bitkilerin dili
Anneannem için çay bir bilim değil, bir hatıra gibiydi. Her bitkinin bir zamanı, bir nedeni vardı. Dolaptan küçük torbalar çıkardı.
Ihlamur
“Üzüntüye iyi gelir,” dedi.
Papatya
“Uyumayan kalbe dokunur.”
Yeşil çay
“Gençlik gibi, biraz serttir ama güç verir.”
Zencefil-limon
“İnsanı yeniden ayağa kaldırır.”
O an fark ettim ki o hiç “en faydalı çay hangisi?” diye sormamıştı. Çünkü onun dünyasında çay, fayda için değil, denge içindi.
Arkadaş sohbetleri ve çayın gerçek cevabı
O akşam arkadaşlarımla buluştum. Herkes farklı bir şey söylüyordu. Biri yeşil çayı savunuyordu, biri ıhlamuru, biri matcha’dan bahsediyordu. Sohbet büyüdükçe soru daha da karmaşıklaştı.
Ama ben sessizdim.
Bir ara biri bana döndü: “Sen hangisini içiyorsun?”
Cevap vermeden önce düşündüm. Sonra sadece şunu söyledim:
“Duruma göre değişiyor.”
O an herkes sustu. Çünkü aslında hepimizin cevabı buydu ama kimse net söylemiyordu.
İçimde kalan cevap
Günler geçti. Hastanedeki o gece de geçti, anneannemin mutfağı da. Ama çay içme alışkanlığım değişti.
Artık tek bir “en faydalı çay” aramıyorum.
Bazen ıhlamur içiyorum, bazen adaçayı. Bazen sadece sıcak su bile yetiyor. Çünkü fark ettim ki çayın faydası sadece bedenle ilgili değil.
Beni asıl ayakta tutan şey, o bardağı elime aldığım an durup nefes alabilmekmiş.
Kayseri’nin soğuk akşamlarında pencereyi açıp buharı dışarı izlerken şunu düşünüyorum:
Belki de en faydalı çay, insanın o an ihtiyacı olan çaydır.
Ve ben bunu anlamak için çok yol yürümüşüm.