Başa Gelmek Bir Deyim Mi, Atasözü Mü?
Bazen hayat öyle bir hale gelir ki, “Başa gelmek” deyimi tam anlamıyla kendi hayatımızı anlatır gibi olur. İzmir’de, güneşin altında terlerken, kafamda yüzlerce soru dönerken bir yandan da “Başa gelmek bir deyim mi, atasözü mü?” diye düşünürken buluyorum kendimi. Çünkü bu ifade öyle bir şey ki, hem hayatta başımıza gelen talihsizliklerin, hem de arkadaşlar arasında yapılan şaka yollu konuşmaların bir parçası haline geliyor.
Ama durun, başa gelmek her zaman talihsizlik demek değil. Kimse başına gelmeyi istemediği şeyleri “deyim” olarak duymak istemez, değil mi? Yani “başa gelmek” deyimi aslında öyle basit bir konu değil, içinde bir dünya barındırıyor.
1. Başa Gelmek: Talihsizlik mi? Yoksa Espri mi?
Bir gün arkadaş grubumuzda “Başa gelmek” kelimesi üzerinden takılmaya başladık. Birisi başka birisine “Başa gelme!” dedi. O an içimden bir şeyler kaynamaya başladı. “Başa gelmek” nedir? Bir deyim midir, yoksa atasözü mü? Bir anda kafama takıldı ve Google’a yazdım: “Başa gelmek bir deyim mi, atasözü mü?” İnanın, bu soru üzerinde düşündüm, tam 15 dakika! Yani, bakın, bu kadar ciddi düşünüyorum bazen… Gerçekten…
Önce derin bir nefes alıp, arkadaşıma döndüm: “Abi, bak, bu ‘başa gelmek’ deyimi mi, atasözü mü?” dedim. O da bana şaşkın bir şekilde bakarak “Bunu sana nasıl anlatayım ki? Herkes ‘başa gelmek’ deyimini biliyor,” dedi. Evet, belki de o kadar da derin düşünmeye gerek yoktu. Ama dediğim gibi, bazen o kadar çok düşünüyorum ki, zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorum.
2. Başa Gelmek: Deyim Mi?
Şimdi gelelim, bu “başa gelmek” konusunun aslında deyim mi olduğunu tartışmaya. Eğer deyimse, ne anlama geliyor? Dilimize o kadar yerleşmiş bir deyim ki, neredeyse herkesin kullanırken nereden geldiğini, ne demek olduğunu düşündüğünü bile sanmıyorum.
Birkaç yıl önce, 20 yaşımda, evde yalnızdım, hayatımın en kötü günlerinden birini yaşıyordum. Bu dönemde başıma o kadar fazla talihsizlik gelmişti ki, arkadaşım Selim aradı ve “Başa geldin mi?” diye sordu. “Başımda ne var ya?” dedim, hafif gülerek. O an, başıma gelen her şey o kadar kötüydü ki, kelimenin gerçek anlamını istemiştim. Hani “Başa gelmek” deyimi de bir anlamda bu… Başımıza gelen talihsizliklerin, o an bizi ne kadar zor durumda bıraktığını anlatıyor. Hangi anlamı kullanırsak kullanalım, önemli olan bu: Hayat bazen bize bir şeyler yaşatırken, o kötü anların farkına varıp, biraz gülüp geçebilmek.
3. Atasözü Olabilir Mi?
Geldik şimdi “başa gelmek” ifadesinin atasözü olup olamayacağına. Gözlerimi kısıp ciddi bir şekilde düşündüm: “Bir atasözü ne demek?” dedim. Ya, cidden bu kadar küçük şeyler mi kafama takılıyor? Ama bakın, atasözleri hep biraz daha öğüt veren, biraz daha ciddi anlamlar taşıyan şeylerdir. Hani annelerimizin “Ne ekersen, onu biçersin” gibi söylemleri vardır ya, işte o tip bir şey. “Başa gelmek” ise biraz daha durum tespitine dayalı, “Ya bu sana olduysa, bana da olabilir” gibi esprili bir bakış açısına sahip.
Bunu Selim’le tartışırken, bana “Bu işte bir sıkıntı var, abi” dedi. “Başa gelmek” gerçekten de her durumda başımıza gelebilecek bir şeymiş gibi duruyor. Atasözü olursa, daha evrensel bir anlam taşır, değil mi? Yani, o kadar sık kullanıyorsak, demek ki atasözü gibi bir şeydir, diyorum. Duygusal olarak bunu kabullenmeye çalışıyorum ama… Çünkü o kadar basit bir şey ki! Bir atasözünün derinliğine inmek, kelimeleri anlamlı hale getirmek, biraz işin akademik kısmına girmek demek. Ama ben gerçekten bundan hoşlanmıyorum. Evet, hayatı derinlemesine düşünmeyi seviyorum ama bazen kelimelere takılmak da gereksiz olabiliyor.
4. Bir Kısa Diyalog: Başa Gelmek ve Selim
Selim bir anda ciddileşip, “Eğer bu bir atasözü olsaydı, bence daha anlamlı olurdu,” dedi. Ben de cevap verdim, “Ama Selim, bazen hayat o kadar basit değil. Atasözlerini de çok ciddiye alıp her şeyi bir öğüt gibi düşünmek zorunda değiliz!”
Selim: “O zaman ne olacak, işte sana başına gelenin ne olduğunu anlatıyorum. Hani başıma gelmedik kalmadı, ama yine de ayakta duruyorum.”
Ben: “O zaman sen de bir atasözü olmalısın! ‘Başa gelenin ayakta durması gerekir’ gibi bir şey, değil mi?”
Bu esprili diyalog, tamamen içimden gelen o ‘başa gelmek’ kelimesinin ne kadar hafifletici olabileceğini gösteriyor. Ama ne kadar düşündüysem de, bu deyimi bir atasözüne dönüştürmeye çalışmak çok zormuş. Selim’in dediği gibi, başımıza her şey gelir, ama yine de gülüp geçebilmek lazım.
5. Sonuç: Deyim mi, Atasözü mü?
Sonuç olarak, “başa gelmek” bir deyim gibi duruyor. Bence, hayatın her anında karşımıza çıkabilecek bir şey; ne zaman geldiğini kestiremezsiniz, ama geldiği anda hayatta gerçekten bir dönüşüm olabilir. Atasözü gibi, derin anlamlar taşımıyor. Ama kesinlikle bir yaşam deneyimi, her türlü zorlukla başa çıkma fikri. Bu deyim, yaşamı hafifletmek adına kullanılan, dostça bir hatırlatma olabilir. Selim de diyor ki, “Başımıza gelenler, biraz da kendi seçtiklerimizdir” ve bence bu da doğru. Hayat, ya hep komik ya da hep zor olur.
O yüzden, başa gelmek mi? Bir deyim işte. Sadece bazen güldürür, bazen üzebilir. Ama önemli olan, başımıza gelen her şeyi kabullenmek ve olabildiğince gülümsemek.